Ortadoğu’da ABD, İsrail ve İran ekseninde tırmanan sıcak çatışmalar, küresel güç dengelerini ve müttefiklik ilişkilerini temelden sarsmaya devam ediyor. Bu krizin en çarpıcı kırılma noktalarından biri ise Washington ile Madrid arasında yaşandı.
Sürecin fitili, ABD Başkanı Donald Trump’ın Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile Oval Ofis’te yaptığı görüşmenin ardından ateşlendi. Trump, ABD’nin İran’a yönelik olası operasyonlarında İspanya’daki askeri üsleri kullanma talebine Madrid yönetiminden gelen “ret” cevabını benzeri görülmemiş bir tehditle karşıladı.
Diplomatik teamülleri hiçe sayan Trump, “İspanya üslerini kullanamayacağımızı söyledi, bu doğru değil. Kimse bize üsleri kullanmamamızı söyleyemez” diyerek egemenlik haklarını hedef aldı. Tehdidin boyutu sadece askeri söylemle sınırlı kalmadı; Trump, Hazine Bakanı Scott Bessent’e İspanya ile tüm ticari ilişkilerin derhal kesilmesi talimatını verdiğini duyurdu. Müttefiklerinden “koşulsuz itaat” bekleyen bu tavır, İngiltere’nin Hint Okyanusu’ndaki politikalarının bile “aptalca” olarak nitelendirilmesine kadar vardı.
“Milyonlarca İnsanın Kaderiyle Rus Ruleti Oynanmaz”
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, tarihi bir sorumluluk alarak ekonomik çıkarlar yerine evrensel barışı ve insan hayatını masaya koydu.
Sánchez’in, “İran Savaşı, dünyayı daha güvensiz bir yere dönüştürdü. Biz bu felakete karşıyız. İran’daki savaş daha adil bir uluslararası düzen sağlamayacak” şeklindeki açıklaması, güce tapan modern siyasete çekilmiş cesur bir set oldu. Başbakanın, krizin faturasını “İnsanlığın felaketi böyle başlar” sözleriyle özetlemesi ve savaşı bir “Rus ruletine” benzetmesi, çatışmaları masa başında bir satranç hamlesi gibi gören zihniyete verilmiş en net cevaptı. Sánchez’in çıkışı, çıkar odaklı dış politikanın karşısına insan odaklı bir irade koyarak, savaşın kaçınılmaz bir kader olmadığını tüm dünyaya hatırlattı.

