İsrail’in Amerika Birleşik Devletleri’nin desteğiyle 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırılar dördüncü gününe girdi. Bölgedeki askeri hareketlilik, hem sivil havacılığı hem de uluslararası deniz ticaretini durma noktasına getirdi.
Çatışmaların yayıldığı bölgelerden gelen resmi açıklamalara göre, 3 Mart itibarıyla belirlenen ölü ve yaralı sayıları şu şekilde kaydedildi:
İran: 787 can kaybı (İran Kızılayı verilerine göre), yüzlerce yaralı
Lübnan: 40 can kaybı, 256 yaralı
İsrail: 10 can kaybı, yüzlerce yaralı
ABD (Askeri personel): 6 can kaybı, 4 yaralı
BAE: 3 can kaybı, 58 yaralı
Irak: 2 can kaybı, 5 yaralı
Kuveyt: 1 can kaybı, 32 yaralı
Umman: 1 can kaybı, 5 yaralı
Bahreyn: 1 can kaybı, 4 yaralı
Katar: 16 yaralı
İran Dışişleri : Biz Beyaz Saray’a füze mi gönderdik?
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, İran devlet televizyonuna yaptığı açıklamada “Müzakere süreci hakkında söylenen her şey bütünüyle yalandan ibarettir” ifadelerini kullanarak ekledi:
Son aşamada bize bir şey teklif edildiği ve bunu reddettiğimiz yönündeki iddialar gerçeğin çarpıtılmasıdır.
Marco Rubio ne diyor? İsrail adına müdahale etmeye karar verdiklerini söylüyor. Donald Trump ise İran’ın ‘yakın ve kaçınılmaz bir tehdit’ olduğunu söylüyor. Nasıl bir yakın tehdit? Pentagon’un kendi raporu İran’ın Amerika Birleşik Devletleri için herhangi bir tehlike oluşturmadığını söylüyor. Biz tehdit miydik?
İran, Amerika kıyılarına asker mi gönderdi? Bölgede yüzlerce ABD askeri üssüyle çevrili olması İran’ın suçu mu? Biz Beyaz Saray’a füze mi gönderdik?

